« Önceki |

23/9/2007

TDK beni yanlız bırak lütfen...

Ben yanlızım dediğimde

neden değiştirirsin l ve n' nin yerini?

l harfi n'den önce olunca

Ne eklenir anlatmak istediğime

Ne çıkar anlatmak istediğimden

 

Anlatabildiysem

Anlayabildiysen...

Yalnış olan nedir ki?

 

Bak gene yaptın.

Dur bari bu sefer yapma

Yanlış mı olacaktı yaptığım?

 

Alıp veremediğin kendinle mi,

yoksa birbirine sarılmış l ve n'lerle mi?

 

---------------------------

yalnız
sıfat

1 .     Yanında başkaları bulunmayan:
       "Sokaktaki yalnız çocuk."- .
2 .   zarf  (ya'lnız) Yanında başkaları olmayarak:
       "Ömrümde şehir içinde bile yalnız dolaşmaya alışmamış bir adam için bir genç kızın tek başına Avrupa seyahatine çıkışı akıl durdurucu bir şeydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 .   zarf  (ya'lnız) Yalnızca:
       "Kendisini yalnız Bombay'a kadar götürecek tren parası vardı."- F. R. Atay.
4 .   bağlaç  Ama:
       "Giderim yalnız arkadaşlarımı isterim. Güzel yalnız biraz renksiz."- .
5 .   isim, ruh bilimi  Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi.

20/9/2007

Bırakın işimi yapayım...

İşimi seviyorum...

 

Seyrediyorum sistemi,

Enerji taşıyan elektrik kablolarını, hava borularını...

Akıl, refleks taşıyan sinyal kablolarını takip ediyorum.

Damarları, sinirleri...

 

Pistonları, motorları, zincirleri izliyorum...

Kasları, eklemleri, kemikleri, hareketi....

 

Akıl, mantık verebiliyorum

Can katıyorum o mekanik yığınlara...

Akla mantığa bürünüyor o koca canavarlar.

Evcilleşiyor davranış kazanıyorlar.

 

Ama onlar kadar zekası olmayan küçük insanlar karar veriyor kaderlerine.

Göremiyorlar  o sistemlerin kişiliklerini acı çektiriyorlar onlara ve yaratıcılarına.

Ben onları seviyorum, siz sevmiyorsunuz.

ve ben sizin yüzünüzden insanları sevemiyorum...

 

İnsan aklına, insan mantığına

Neden karşı koyarlar ki?

Nasıl yapabilirler ki?

 

"Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, O yerde güneş batıyor demektir..."

Konfüçyüs

 
 
 
 
 
 
 
 

16/8/2007

Dolphin'e...

Dolphinblue ağırdan alıyorsun sözlerini demiş.

Hayat yaşanabilecek uç noktadaki bir sürü tecrübeyi promosyon bir paket yapıp kucağıma atıverdi.
Çok sevdiğim halam kalp krizi geçirdi...
Aynı gece "Allahtan ümit kesilmez ama mucize gerek" dediler.
Mucizeye inandım, bekledim.
Aynı gece benim gibi mucize bekleyen birisiyle aşık olduk birbirimize.

Bir hafta bekleyiş
Bir sürü bebeğin doğumuna şahit olmak.
Ailelerinin yüzlerini görmek,
Buruşuk buruşuk sevimli yüzleriyle önümden geçtiler.
Mucize beklediğim aynı kapıdan çıkıverdiler.
Aslında bunlar da mucizeydi.
Ama benim beklediğim değildi.

Benim beklediğim mucize gerçekleşmedi.
Halamı kaybettik.
Aşıkta, aşkı da kayboldu ortadan.

Elimde dağınık bir benlik, yıpranmış güzel bir aile ve yalnız bir aşk kaldı...

Kendimi toparlamaya çalışıyorum
İçimdeki karışıklıkları
Yapabildiğim en düzgün cümlelere dökmeye çalışıyorum.

Yakalıyorum dağılan kendilerimi bu ara.
Saklananları çıkartıyorum...
Korkakları cesaretlendiriyorum..
Değişiyorum diyemem, ama tamamlanıyorum...

Kendime ait anlamlarım vardı, hayatımı sürdürebilmek için,
Varlığıma sebep olan bir duruş, bir amaç sergileyebilmek için...

Tekrar toparlıyorum onları....

Yanlış anlaşılmasın
Sanırım kendi blogumla ilgili durum biraz farklı.
Bencilce değil ama benci davranıyorum.
Galiba bu yazıları kendime yazıyorum...
Bir blogum daha var orada da garip bir aşk için yazıyorum.
Ailem için ise blog tutmaktan daha fazlasını yapıyorum.

Sizin bloglarınızı, gidenleri, kalanları
Orda olduğumu farketmesenizde takipteyim...

12/8/2007

Nerdeyim ki?

Yolda yürümekteyiz Cafer Abi ile...
Kulaklığın teki kulağımda, Dream Theater - a Change of Seasons çalıyor...

Ben: Cafer Abi diğer kulaklığı da taksam ayıp olur mu?
Cafer Abi: Sen zaten burda değilsin ki, başka yerlerdesin ne farkeder ki..
Ben: Saol abi.

12/8/2007

Oyun bitti yazdığında, yenisi çoktan başlamıştır...

Etrafta neler olup bittiği değil mesele,
Bunları yaşarken içinde neler olup bittiği ...

Hayatla oyun oynamadım...
Ama oyunlarımı da kazanmak için oynamadım...
Kaybetmekle, kazanmak arasındaki ince çizgide yürümek için oynadım.
Kazandığımda ne hissedeceğimi bilmek için kazandım.
Kaybettiğimde ne hissedeceğimi bilmek için kaybettim.
Kazanmak isteyipte kaybettiğimde ne hissedeceğimi bilmek için oynadım,
Kaybetmek isteyipte kazandığımda ne hissedeceğimi bilmek için oynadım...

Hep kazanmamı istediklerinde bıraktım, hep kaybettiğimde devam ettim...


10/8/2007

Iskalanmışlık hissi üzerine...


"The winds of love suddenly began blowing in my head
Showing me the peace of my beloved
You say "return my precious, rise above the separation while you are a stranger."

The impatience of my imagination wandered
And my highest aspiration is to be happy
You emerged from the highest tower
And said a strange word

Return my love
I don't have any destiny for me in this world
You are my love but you cannot be suitable for me

Oh night
Oh my eye

It's done"

Natascha Atlas'ın Gafsa adlı parçası...
Su gibi söylüyor akıp gidiyor.
Kim Ki Duk'un başyapıtı "3 Iron" (Bin Jip) filminde iki aşığın bir arada gözüktüğü her sahnede çalar ki sırf çalsın diye bir arada olmalarını istersin...

Bu sözlerin aslı arapça...
"bin jip" başlığı altında ekşi sözlükte türkçe çeviri denemeleri bulunabilir.
Ama herhangi bir dile kazandırmaya gerek olmayan bir parça,
Dinlerken sözlerini anlamaya gerek duymuyorsan doğru zamanda dinliyorsundur
çünkü sözleri hissedebiliyorsundur...

Film deki aşıklar hiç konuşmaz.
Çok derin bir aşkı sükut içinde yaşarlar.
Sessizce anlatırlar demek yanlış olur çünkü bir şey anlatmak istemezler.
Sadece yaşarlar ve hissederler.

Aşkın konuşulabilirliği veya sorgulanabilirliği yanılgısını yıkarlar.

Aynı şeyleri hissedebildiğin bir anda izlersen zaman durur herşey silinir...

Aslında senden başka kimse bilemez izlenmesi gereken zamanı...
Umarım bu filmi izlediğin an senin içinde benim için olduğu gibi tam zamanı olur...

Son sözü...
"Its hard to tell that the world we live in is either a reality or a dream..."

"İçinde yaşadığımız bu dünyanın gerçek mi düş mü olduğunu söylemek zordur..."


10/8/2007

Alkolün doruklarında fikirleri toparlama çabası....

"Strength and a beautiful sound like in the tautness of a bow, I want to live like this until the the day I die"

Öleceğim güne kadar bir yayın gerginliğindeki güzel ses ve güçte yaşamak isterim.

- Kim ki duk (The Bow - Yay) filminden

" if this boat were sinking, I'd give my life to save you. Not because it's any kind of duty. Only because I like you, for reasons and standards of my own. I could die for you. But I couldn't and wouldn't live for you."

"Eğer bu tekne batarsa, seni kurtarmak için hayatımı veririm.Fakat bunu yapılması gereken bir görev olduğu için değil.
Sadece seni sevdiğim, kendime ait sebepler ve prensipler için yaparım.
Senin için ölebilirim ama senin için  yaşayamam  ve  yaşamayacağım."

- Ayn Rand  (The Fountainhead - Pınar) kitabından

Ve böyle insanlarda varmış hayatta...
zahide says:
yemek yaparken ağlıyorum
zahide says:
etlerin sebzelerin canı yanıyor diye
e r d e m says:
:)

- Bir arkadaşımdan...

Şu anda birisi silahını bana doğrultsun, yanına gidip kafamı dayamak isterim ki şu anda hissettiklerimi doruklara çıkarabilmek için...

- Kendimden

Sanırım son söz...

"hayatım ve hayatıma olan sevgim adına yemin ederim ki, hiçbir zaman bir başkası için yaşamayacağım ve başkasından da benim için yaşamasını istemeyeceğim."
- Ayn rand (Atlas Shrugged - Atlas Silkindi)


9/8/2007

Ne istediğini kendine ifade edebilmenin dayanılmaz hafifliği


aslı says:
hocam ben de senin gibiyim
aslı says:
ve ben biz gibileri bizi seviorum anlıo musun
Erdem says:
anlıyorum
aslı says:
film gibi
Erdem says:
bir çizgi var hayatı sorgulamakla igili
aslı says:
tahmin edemezsin
Erdem says:
o çizgiyi geçenler birbirini bulunca
Erdem says:
bırakmıyor  
aslı says:
o çizgiyi geçince bi daha eski sen olamiosun
Erdem says:
çünkü o çizgininde dönüşü yok
Erdem says:
okuma yazmayı öğrenmek gibi
aslı says:
mıknatıs gibi çekio bişeler seni
Erdem says:
yani artık ben vazgeçtim unutmak istiyorum
aslı says:
öteki tarafa artık geçemiosun
Erdem says:
diyebilir misin
Erdem says:
okur yazar olmak gibi derim her zaman
Erdem says:
cehalet mutluluktur  
Erdem says:
ama o tren kaçtı
aslı says:
kesinlikle
aslı says:
çoktaaaan
Erdem says:
artık kitapları karıştırıp falan mutluluk aranacak
aslı says:
çok merak ettik çok okuduk zamanında
Erdem says:
ama mutlu olunca da sorguladığın için
Erdem says:
gene anlamı kalmıyor
Erdem says:
bir şekilde sorgulanan şeyler üzerindeki anlamları hisleri yitiriyor
Erdem says:
bende o yüzden bu sefer sorgulamak istemiyorum
Erdem says:
olacaksa olacak olmayacaksa olmayacak
Erdem says:
cahilce bir aşk yaşamak istiyorum
aslı says:
heyyyt beee
Erdem says:
evet  cümle güzel oturdu
aslı says:
ulan iyi ki varsın yaa
aslı says:
tam olarak buydu bugün düşündüğüm
Erdem says:
bir erdem 100 yılda bir geliyor
aslı says:
 :)
Erdem says:
26 sene de yetişiyor
aslı says:
başladı gene...

12/7/2007

Önemli olan yarışmaktı...

Neden onca spermin arasından sıyrılıp 1. geldim ki...
Üşengecin tekiyim ben.
Neden kazandım ki o yarışı.
Birincilik ödülü hayatmıymış, bilsem tribünden seyrederdim.

19/5/2007

Yıkılmayan Adam...

Başrolde Cünet Arkın
İzleyiniz...

Hangi psikoloji de izlerseniz onun doruklarına ulaşıyorsunuz...
Komedi ise komedi gibi geliyor.
Muhalif ise muhalafetin doruklarında.
Politik ise dibine kadar.
böyle uzar gider....